Korkunç Deney...
Haber Tarih : 05 Mart 2008, 22:43
Korkunç Deney...
Akılalmaz bir deney, akılalmaz bir hata..

Philadelphia Deneyi (Diğer adıyla Gökkuşağı Projesi) A.B.D. Deniz Kuvvetlerinin Donanma gemilerini Düşman radarları tarafından tespit edilemez hale getirerek, II.Dünya Harbinde üstün duruma geçmek için yaptığı deneylerdir.
Bu Deneyler ve sonuçları hiçbir zaman Kamu oyuna resmen açıklanmamıştır. Ancak Deneylerde yer alan kişilerin çeşitli açıklamalarıdan ve yazılarından, Deneyler ve sonuçları kısmen öğrenilmiş bulunmaktadır.
*Elektro Manyetik Dalgaları kullanarak görünmezlik sağlama yolunda yapılan ilk çalışmalar, Alternatif Elektrik Akımının mucidi olan Nikola Tesla'nın başında bulunduğu grup tarafından 1930 yılında başlatılmış, Deneyler sırasında bazı küçük parçalar kısa süreler için yok edilmiş ve sonra tekrar materyalize edilmiştir. Ancak Deneyin meydana gelme şartları ve kontrol prensipleri, bütün uğraşmalara-çalışmalara rağmen tesbit edilememiş, olay tesadüf olarak kalmıştır.
*Tesla, Deneyin ve Teknolojisinin geliştirilmesi için Einstein'in yardımını istemiş ancak Einstein, Bu Teknolojinin İnsanlığa yarar getirmeyeceğini belirterek çalışmalara katılmamıştır.
*Chicago üniversitesi ile Princeton Enstitüsü de 1939 yılında yaptıkları çalışmalar sonucunda çeşitli küçük materyali görünmez hale getirmeye muvaffak olmuşlar ve Bu Teknolojiyi II.Dünya Harbi içersinde bulunan A.B.D. nin Resmi Mercilerine tanıtmışlardır. Aynı çalışmalar, bu kerre A.B.D. Deniz Kuvvetlerinin nezaretinde, 'Rainbow Projesi' olarak devam ettirilmiştir. Rainbow Projesi çalışmaları, 1943 yılı ortalarında deney aşamasına gelmiştir.
*Philadelphia Deniz üssünde bulunan Amerikan Donanmasına bağlı USS Eldridge isimli Eskort gemisi deney için hazırlanmış, baş ve kıç tarafına çok kuvvetli elektro manyetik dalgalar üreten jeneratörler konmuştur. Tüm personel ile yapılan deney zamanı olarak Ağustos 1943 tarihi verilmektedir. Jeneratörler çalıştırılmış, Ağır elektro manyetik dalgalar Gemiyi sarmış ve gittikçe büyüyen yeşil bir sis tabakası gemiyi zarf gibi kaplamıştır. Kısa bir süre içinde Gemi hem radar ekranlarından, hemde gözlerden kaybolmuştur.
15 dakika sonra jenaratörler kapatılmış, tekrar yeşil bir sis tabakası belirmiş, sis tabakasının içinden de USS Eldridge ortaya çıkmıştır.
*Deney başladığında, ilk olarak sisli yeşil bir ışığın çevreyi sardığı görülür. Gemi bu yeşil sise bürünmeye başlar ve içindeki denizcilerle birlikte yavaş yavaş kaybolur. Geminin sadece su üzerindeki çırpıntıları görülmektedir, kendisi görünmez olmuştur. Tam üç dakika sonra, buraya 640 kilometre uzaklıktaki Norfolk limanında, geminin, askeri gözlemcilerin gözleri önünde aniden ortaya çıktığı ve tekrar kaybolduğu ve en son olarak, yeniden Philadelphia limanında belirdiği görülür. Deney, bu şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıktığında güçlükle sona erdirilir Görünüşde her şey mükemmeldir.
*Ancak Gemi limana yanaştığında Denizcilerin bir kısmında ağır yanıklar olduğu, bir kısmının çılgınca davrandığı, bir kısmının kalp krizi geçirdiği, bir kısmının öldüğü, bir kısmının gözden kaybolduğu ve hiçbir şekilde geri gelmediği, bir kısmının ise eriyerek Geminin kıç kısmına ve duvarlara yapıştığı tesbit edilmiştir. Personelin bir kısmının tamamen kaybolduğu; geriye kalanların ise, psişik yeteneklerinin çok güçlenmiş olduğu saptanır. Bazıları, deneyde kazandıkları görünmeme yeteneğini, daha sonra günlük yaşamlarında da sürdürürler. Evlerinde otururken, sokakta yürürken, herhangibir zamanda, diğer insanların şaşkın bakışları arasında kaybolup, sonra yeniden ortaya çıktıkları görülür.
Kiminin vücutları kısmen görünmez olur. Liman yakınlarındaki bir barda çıkan kavgada, denizcilerden bir kısmının bir görünüp, bir kayboldukları garsonlar tarafından hayretle izlenir. Bir diğerinin, ailesinin gözleri önünde, evinin duvarları içinden geçtiği görülür.
Bazıları ise, donup kalmakta; yani heykel gibi kaskatı kesilmektedir. Bu donmalar, bazen bir kaç saniye, bazen saatlerce sürmektedir. Smith adındaki bir denizcinin donuşu ise 200 gün sürmüştür. Yemeden, içmeden, nefes almadan bu kadar uzun süre donup kalan Smith, kendine geldiğinde, bu süreyi 5 saniye gibi hissettiğini ve bu süre içinde elinde olmadan uzayda gezindiğini ve Dünya’yı dışardan seyrettiğini ifade etmiştir. Donan kişiler, kendi iradeleri ile hareket edememekte, yakınlarındaki kişilerin onlara dokunarak topraklamaları gerekmektedir.
Daha sonra, hepsi, bu donma anında, kendilerinin çekimsiz olarak serbestçe yükselip, uzayda gezebildiklerini ifade etmişlerdir. Kaybolan denizciler de, 'Birden kendimizi, bedenimizle birlikte uzayda buluyoruz, sonra tekrar kaybolduğumuz yerde ortaya çıkıyoruz' demişlerdir.
Görgü şahitlerinin ifadesine göre USS Eldridge, gözden ve radar ekranlarında kaybolduğu zaman süresince, Philadelphia Deniz üssünden 24 saat uzaklıkta bulunan Norfolk Deniz üssünde görülmüş ve bilahere kaybolmuştur
. *Denizcilerin doğru söylediği, acı bir gerçekle anlaşılır: Bir gün, üzerinde pusula bulunduran bir tayfa birdenbire donup kaldığında, arkadaşları ona dokunarak topraklamak isterler. Dokundukları anda, tayfa birden alev alır ve o kadar şiddetli yanar ki, geride hiç bir iz ve kül bırakmaz. Sadece bulunduğu zeminin kömürleşmiş oluşu, tayfanın yandığını göstermektedir (Bu şekilde, dört denizcinin yandığı kaydedilmiştir). Dr. Jessup, bu tayfa yandığı sırada, bulunduğu döşeme ve halıda oluşan yanıkları toplayarak, üstadı Hansel Heiberg’e verir.
Heiberg bazı testler yapar ve bu tayfanın, uzayın, kozmik ışınların bulunduğu atmosfer dışı bir bölgesine ışınlanmış olduğu sonucuna varır.
çünkü, halı ve döşeme nümunesinde, Dünya üzerinde hiç olmaması gereken, radyoaktif ışıma ve dedektörlerin 'Kozmik Primerler' diye tanımladıkları, Kur’an’da 'Şıhap' adıyla bildirilen kozmik ışınları saptamıştır. Bu ışınlar, magnetosferde, bilimsel adıyla 'Shower' (Sağanak) denilen bir olayla törpülenmektedirler. Bu nedenle, Dünya’ya ulaşmaları olanaksızdır. İşte halı nümunesinde bu kozmik ışınların saptanmış olması, tayfanın dediklerini doğruluyor, yani onun atmosfer dışına çıktığını ve orada bu ışınlarla alev aldığını kanıtlıyordu. Böylece, tayfaların, uzaya bazen bedenleriyle, bazen ise dondukları anda bilinçleriyle çıktıkları doğrulanmıştı. p> *Ekim.1943 de tekrar edilen deneyden de benzer sonuçlar alınmıştır. Bu süreç içersinde ABD tarafından, Japonya'ya ilk Atom Bombası atılarak II.Dünya Harbi de sona erdirilmiş olduğundan ve kontrol edilemeyen büyük tehlikeler içerdiğinden Rainbow Projesine son verilmiştir. Zaman içersinde de Philadelphia Deneyi ile ilgili çeşitli kitablar yazılmış ve filimler yapılmıştır.
Bazı kaynaklarca üç kez tekrarlandığı ileri sürülen deneyi, yandaki diğer bir gemiden gözlemleyen tanıklardan birinin ifadesi şöyledir (D67):
'22 Haziran 1943 sabahı 9.00’da jeneratörler çalıştırıldı. Yeşilimsi bir sis gemiyi örtmeye başladı. Bir an sadece geminin çapasını görebildim, sonra o da kayboldu. Sis ortadan kalktığında gemi kaybolmuştu, sadece denizi görüyorduk. Bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamları, korku ve heyecan içersinde soluklarını tutarak bu inanılmaz olayı seyrediyorlardı. Gemi ve personeli sadece radardan değil, gözlerimizin önünden yok olmuşlardı. Her şey planlandığı gibi olmuştu. 15 dakika sonra emir verildi ve jeneratörler durduruldu. önce bir şey olmadı; ardından yeşil sis tekrar ortaya çıktı ve USS Eldridge tekrar görünmeye başladı. Sis azalırken, bir şeylerin yanlış gittiğini hissettik. Hemen gemiye yanaştık. İlk önce, gemi personelinin çoğunun geminin yanlarından sarkarak kusmakta olduklarını gördük. Diğerleri güvertede bilinçsizce, şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı. Ekipler gemiye girerek, bu personeli yenileriyle değiştirdiler. Bir kaç gün sonra, yeni bir deneyin yapılması kararlaştırıldı. Bu deneyde de, gemi, istenilen radar görünmezliğine ulaştı; akabinde geminin donanımı değiştirildi. Asıl deney ise, 28 Ekim 1943’de yine aynı gemide gerçekleştirildi. Bu deneyde de, jeneratörler çalıştırıldıktan hemen sonra, destroyer hemen hemen görünmezlik aşamasına ulaştı. Geminin sadece burnu ve kıçı görülüyor, aradaki bazı yerleri ise belli belirsiz seçiliyordu. Sonra, su üzerinde, sadece teknenin bulunduğu yerde çizgi halinde bir iz kaldı. Daha sonra, mavi bir ışık parladı ve o çizgi de yok oldu. Artık, gemi tamamen yok olmuştu. Geminin, bir kaç dakika sonra, Philadelphia’ya millerce uzaktaki Norfolk’da ortaya çıktığı kaydedildi. Ancak, orada göründükten kısa bir süre sonra tekrar kayboldu ve tekrar Philadelphia’da ortaya çıktı. Bu kez durum ciddiydi; tüm personelin başı beladaydı. Bazıları yok olmuştu; bir daha hiç geriye dönemediler. Ama en korkuncu, beş denizcinin, geminin gidip-gelmesi sırasında, metal gövdenin içinde sıkışarak kalmış olmalarıydı. Bu feci bir olaydı. Birisi kurtuldu, ama bir daha asla eski haline dönemedi; aklını yitirmişti. Personelden bazılarının psişik yeteneklerinin olağanüstü gelişmiş olduğu saptandı. Bazıları ise sokakta yürürken kayboluyor, sonra yeniden ortaya çıkıyorlardı.'